Ameller ve niyetler: "Bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar. "
Ebü’l–Abbâs Abdullah İbni Abbâs İbni Abdülmuttalib radıyal–lahu anhümâ’dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah Teâlâ’dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı:
Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Cenâb–ı Hak bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.
Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar.
Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse, Cenâb–ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.
Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak yazar. ”[26]
* Bu konuyla ilgili Bakara: 2/261; Nisâ: 4/40, 124; En’âm: 6/160; Yûnus: 10/26; Şûrâ: 42/23; Kadr: 97/1-5 ve benzeri pek çok ayetler tetkik edilirse günahın bire bir, sevabın ise ondan otuzbine kadar çıktığı görülecektir.[27]
Manifaturacılık yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkânın yanındaki câmi‘de, vaktin çıkmasına az zaman kala namazlarını yetiştirirdi.
Bir gece, kan ter içinde kalmıştı. Rüyasında ölmüş, hesap için mîzân başına getirmişlerdi... “ibâdetlerimi yaptım, haram işlemedim, hesabım kolay geçer” diye ümid ediyordu. Melekler önce îmân ve doğru i‘tikād aradılar, hemen önlerine geldi. Sonra namaza sıra geldi; fakat aradılar, bir türlü bulamadılar. “Ben hiçbir namazı kazaya bırakmadım, mutlaka bulmanız lazım” diye feryâd ediyordu. Nihâyet melekler, “Maalesef, sana âit bir tek namaz bulamadık. Şimdi seni cehenneme atacağız” diyerek yüksek bir dağa çıkardılar. Genç çırpınarak, “Hayır, bunda bir yanlışlık var, ben hiç namazlarımı kazaya bırakmadım” dediyse de dinlemediler, dağın tepesinden aşağıda olan cehenneme fırlattılar.
1. Namaz, amellerin en üstünü, çekirdek bir ibâdettir: Nasıl Fâtiha Kur’an’a fihristedir, namazda ibâdetlere fihristedir. Mesela; namaz esnasında yiyip içmemekle oruç, her gün bize verilen yirmi dört saatten bir saatini namaza ayırmakla vakte ve bedene ait zekât, kıbleye yönelerek Kâbe’yi karşımıza almakla hac ibâdetinin numûnesini içerir.
Bunun beraberinde meleklerin, hayvanların ve bitkilerin ibâdetlerini de temsil eden bir ibâdet olmasıyla secdede, rükûda, kıyamda Allah’ı zikretmekte olan meleklerin ibâdetlerini, hem taş ve ağaç ve hayvanların o ibâdetlere benzeyen durumlarını andırır.
Namaz kılan insan, yeryüzünü büyük bir mescit tasavvur eder. Namazındda, meâlen, “Yalnız sana ibâdet eder ve yalnız senden yardım dileriz” diyerek, yeryüzündeki bütün mü’minler nâmına, bütün varlıklar hesabına ve vücudundaki bütün zerre ve hücreler adına Rabbine ibâdet eder ve duâ eder.
Bir şahıs, Harem-i Şerîf’in kapısında, “Ey doğrulara yardım eden, haramlardan kaçınanları koruyan Allahım!” diyerek hep aynı duâyı okuyordu. Ona, “Sen başka duâ bilmez misin?” dediler. O bu duâyı sürekli tekrar etme sebebini şöyle açıkladı:
Ben Ka‘be’yi tavâf ederken içinde bin altın bulunan bir kese buldum. Şeytanımla îmânım mücâdeleye tutuştular. Ben böyle mücâdele içinde iken, birinin sesi duyuldu: “İçinde bin altın bulunan kesem kaybolmuştur. Bulana otuz altın müjde vereyim!”
Bin haramdan otuz helâl hayırlıdır, diyerek keseyi sâhibine teslîm ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken, bir Arab kölenin bu paraya satıldığını görünce, hemen satın aldım. Bir zaman sonra bu kölenin yanına bir kısım Arablar gelip gizlice konuşmaya başladılar. Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı: “Ben
Hac, lügatte mübârek makamları isteyerek ziyarette bulunmak demektir. Dindeki manâsı ise ihrama girerek belli günde Arafat’ta bulunmak ve Kâbe’yi usûlüne uygun olarak ziyaret etmektir. Hac, Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicret etmesinden 9 yıl sonra farz kılınmıştır.
“Haccı ve umreyi de Allah için tamam yapın.” (Bakara 196)
“Ey insanlar! Allah hac ibâdetini sizin üzerinize farz kılmıştır. Hac yapmakta acele ediniz.” (Müslim)
Hac ibâdeti İslam’ın şartlarındandır. Yani Allah’ın emri olup, namaz kılmak ve oruç tutmak gibi farzdır. İbni Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
Kur'an okumayı biliyordunuz unuttunuz, tam harflere başladınız işiniz çıktı bir daha fırsat olmadı. Elifba bitti, Kur'an'ı Kerim okumaya geçmek üzereyken kurs bitti. Aslında öğrenmek istiyorsunuz, ama çoktandır üzerinde düşünmediniz bile, hatırlamanız güzel oldu.
Hepimizin öğrenmesi lazım, aslında hata bende istesem öğrenirim. Bir kere daha deneyeceğim. İşte bu kez öğreneceğim diyorsanız, iyi yoldasınız demektir. Aşağıdaki hadisleri okuyarak başlayın derim. Hadislerden sonra en altta da Online Elifba videosundan dersinize başlayıp sevap
Batılı araştırmacıların hem konuşma dili olarak Türkçe’yi, hem de bir yazı dili olarak Osmanlı Türkçesi’ni öğrenerek yaptıkları araştırmalardan, bugün Osmanlı’nın torunlarının ancak İngilizce bilen gāyet cüz’î bir kısmı istifâde edebilmektedir. Halbuki çevirileri yapılan ve ne derece bilimsel oldukları çok tartışılabilecek bu yabancı kaynaklar da, ne garîbtir ki, bir sokak ötedeki kendi millî kütübhânelerimizi referans göstermektedir. Gönlünde millî harstan, kendi öz kültürümüzden bir nebze olsun hissesi bulunanların, içinde bulunduğumuz bu vaz‘iyete üzülmemesi mümkün değildir. Osmanlıca’yı öğrenmek, öz yurdunda kendi kültürüne yabancı kalmış bir neslin vicdan muhâsebesinde, ecdâdına ve târihine karşı va‘desi çoktan dolmuş bir fikir borcudur. Şöyle bir başlangıç yapayım diyorsanız buyurun aşağıdaki videoyla başlayabiliriz. Osmanlıca öğrenmek istiyorum ama daha Kur'anı-ı Kerim okumayı bilmiyorum diyorsanız tıklayın
Osmanlıca'ya (Osmanlı Türkçesi'ne) başlamak isteyenler, Osmanlıca bilgisi ilerletmek isteyenler veya Osmanlıca öğretmek isteyenler için bazı faydalı siteleri ve kursları burada bulabilirsiniz. Kuran harfleri, Osmanlıca video dersler ve örnek metin çözümlemeleri, Osmanlıca öğrenme programı (flash), Osmanlıca websiteleri, bilgisayarda Osmanlıca desteği, Osmanlıca klavye, Osmanlıca kitaplar ve öğrenmek için hazırlanmış kitapçıklar, devam eden kurslar ve bulduğum ilgili materyali buraya ekleyeceğim. Burada bulunmasını istediğiniz siteler olursa, lütfen bildirin. Şimdilik başlangıç olarak aşağıdakilere bir göz atabilirsiniz. İyi çalışmalar...
OSMANLICA KURSU
İlk başta tavsiye etmemiz gereken bir Osmanlıca kursuna gitmeniz. Bütün Türkiye'de ücretsiz düzenlenen kurslarla işe başlayabilirsiniz. Her şehirde açılan bu kurslara şu ana kadar 120 bini aşkın kişi kaydolmuş. Siz de kısa sürede ilerleme kat etmek isterseniz kaydolup başlayabilirsiniz. http://www.osmanlicaegitim.com/
Osmanlıca öğrenmenize çok çok faydalı olacak harika bir dergi olduğunu da söylemek isterim. Osmanlıca Eğitim ve Kültür dergisi ismindeki şimdilik üç ayda bir yayın yapan bu dergi tam size göre. Basit Osmanlıca dersleri, alıştımalar, hikâyeler, şiirler, karikatürler, sorular vb bir çok öğretici unsuru içinde bulmak mümkün. Osmanlıca kurslarının yanında veya gitmiyorsanız tek başına harika bir öğretici olduğunu düşünüyorum.
Sitesinden abone olabilir veya NT mağazalarında tedarik edebilirsiniz.
Osmanlıca'yı öğrenmek için Osmanlı'nın ruhu olan Kuran okumayı bilmek elzem.
Aşağıdaki sitede rahat okunuşlu renkli bir mushaf üzerinden videolar ve sesli alıştırmalar eşliğinde öğrenmeye adım atabilirsiniz. Harflere aşina olmak ve hızlı okumak için bolca alıştırma yapmanızı tavsiye ederim. Osmanlıca kursuna gitmeden önce harflere aşina olunsa güzel olur.
Word 2007'de Osmanlıca Yazın Bilgisayar ortamında Arapça ve Osmanlıca'nın daha kolay yazılabilmesi için, Microsoft Office Word 2007'de çalışan bir eklenti. geliştirildi. Microsoft Word'de Arapça ve Osmanlıca yazma ihtiyacı duyanlar, pratik ve kolay kullanımı, ekran klavyesi ve dil seçenekleri gibi ayrıntıları ortadan kaldıran programı şu adresten indirebilir:
Türk Standartları Enstitüsü’nün Nisan 2006 tarihinde yayınladığı, TS13206 numaralı belgeye göre hazırlanması gereken Osmanlıca Klavye’nin özellikleri şöyle açıklanmıştır:
“Bu klavye hazırlanırken günümüzde kullandığımız Türkçe Q ve F klavyelerindeki harflerin çıktığı yerler esas alınmıştır. İki alfabede de ortak olan harfler aynı yere yerleştirilmiştir, yani Latin klavyeden R harfi çıkan yere Arabik ر , T harfi çıkan yere Arabik ت harfinin yerleştirilmesi gibi. İki alfabede de ortak olmayan harfler de ses ve şekil benzerliklerine bağlı olarak uygun yerlere yerleştirilmiştir. Ayrıca Arapça ve Farsça yazmaya olanak tanıyacak bütün semboller de yerleştirilmiştir.” http://www.kuranharfleri.com/tr/dosyalar/180-tse-standartlarinda-osmanlica-klavye
Gençlik Rehberinde izah edildiği gibi, gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek.
Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata istikamet dairesinde sarf etse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semâvî fermanlar müjde veriyorlar. Eğer sefahete sarf etse, nasıl ki bir dakika hiddet yüzünden bir katl, milyonlar dakika hapis cezasını çektirir; öyle de, gayr-ı meşru dairedeki gençlik keyifleri ve lezzetleri, âhiret mes’uliyetinden ve kabir azabından ve zevâlinden gelen teessüflerden ve günahlardan ve dünyevî mücazatlarından başka, aynı lezzet içinde o lezzetten ziyade
BİR AYET
And olsun ki sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için Allah’ın Resûlünde güzel bir örnek vardır. (AHZÂB 21)
BİR HADİS
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz. (Tirmizî, Cum´a, 80).
BİR GÜZEL SÖZ
Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mubah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ibka eder. (Sözler 11)
Son bir haftada buralarda rahmetin sağnak sağnak yağdığına, bazı günler hiç durmadan saatlerce devam ettiğine şahit olduk. Bu gün sabah namazdan sonra da arkadaşlarla şöyle bir tefekkür ettik. Bu yağmur ya hiç bitmese ne yaparız. Evlerimizi götürse, anamızı babamızı, çocuklarımızı yutsa gitse, malımızı mülkümüzü tar-u mar etse veyahut bedenimizi alıp boğsa ne yapabiliriz, gücümüz ne kudretimiz ne diye düşündük.
Yerlerin ve Göklerin Yaratıcısı ve mutlak hâkimiyet sahibi olan Allah yağmuru durdurmasa, sözde gücü, zenginliği ve gençliği ile böbürlene böbürlene yürüyen, insanlara zulm, haksızlık ve yalancılıkta ileri gitmiş insanlar; dünyaya elini verip kolunu kaptırmış ve kurtulmak için çabalayan ama
Ramazan ayını neredeyse yarıladık. Bugün Ramazan 14 ve hızla akıp geçiyor geçiyor zaman. Dün bir hadis ararken rastladığım bir metni paylaşmak istedim. Takvanın alametleri. Tamam Ramazanda günahlardan elimizden geldiği kadar sakınıyoruz (acaba sakınıyor muyuz?) ama acaba takvanın mertebeleri ve alametleri neler. Yaptığımızı sandığımız şeyler bizi ne kadar takva sahibi yapıyor. Bu yazı ile kendimizi test edelim istedim. İmam Gazali (ra) Mükaşefetü'l-Kulub adlı eserinde, büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Ebu Leys es-Semerkandî'den rivayetle takva (Allah korkusu ile günahlardan sakınmak) hakkında şunları anlatıyor. Beraber okuyalım.
Robotik ilminin babası ve sibernetik uzmanı, krank milinin mucidi ve sanayi devrimine yol açan El-Cezeri’yi mi, navigasyon aletlerinin ilk hali olan usturlabı geliştiren Meryem El-Leyla’yı mı, optik biliminin kurucusu, sinema ve fotoğraf makinası gibi pek çok teknolojinin temel prensibini bulan İbn-i Heysem’i mi yoksa günümüzde onun icat ettiği tıp ve ameliyat aletleri hala kullanılan El-Zehravi’yi mi söylesem? Ya da durun dünyada Amerika haritasını ilk sıfıra yakın hatayla çizen Piri Reis’ten mi yoksa, mimaride hala çözülemeyen sırlarıyla Mimar Sinan’dan mı bahsetsek? Durun durun belki de dünyanın ilk üniversitlerinden birini kuran Fatıma el-Fihri’yi anmalıyız. Ben saymakla bitiremeyeceğim. En iyisi siz bunların hepsinin güzelce anlatıldığı bir yere gidin: