Peygamber Efendimiz (asm)’ın muhterem annesi Hz. Âmine validemizin vefâtına yakın, (m.577) ölüm döşeğinde, altı yaşındaki oğlu Resûl-ü Ekrem (asm)’ın mübârek yüzüne ve mahzûn gözlerine
baka baka söylediği şiir şöyledir:
Ey ma‘sûm ve güzel evlâdım!
Ey temizlerden de tertemiz
günahsız çocuğum.
Seni Allah’ın rahmetine
emânet ediyorum,
Ve öyle de bırakıp gidiyorum,
Rabbim, seni ve hayatını
mes‘ud ve bereketli kılsın.
Anneciğinin yokluğundan
hiç üzüntü duyma.
Sen Allah’a emânetsin.
Ey bir rüyanın kurbanı olacakken,
Allah’ın lütfu ve ikrâmı sâyesinde
kurtuluş sadakası ile
ecel cellâdının pençesinden
yakayı kurtaran
Abdullâh’ın ma‘sûm yavrusu olan sen!
Eğer düşlerim doğru çıkacak olursa
sen bütün insanlara ve cinlere
gönderilecek son peygambersin.
Bütün insanlara helâl ve
haramı bildirmeye
Bütün gerçekleri çerçevelemeye
Ve ceddin İbrâhîm
Aleyhisselâm’ın dini,
İslâmiyet’i tekrar hayatlandırıp,
duyurmaya me’mûrsun.
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
En Te'sirli Dua
Bizler duâyı, sâdece elimizi açıp “Ya Rabbi şunu ver, bunu ver” demek olduğunu zannetmemizdendir ki, istediğimiz neticeleri her zaman alamamaktayız. Halbuki duânın nev‘leri vardır.
En te’sîrli duâlardan birisi de, kulun, istenilen şeyin gereklerini yerine getirme duâsıdır ki, buna fiilî duâ denilir. Eğer insan bu noktada bazı şeyleri eksik bırakıyorsa, duâsı da hep eksik olacaktır. Sonra da güya son ana kadar her şeyi kendisi yapmış da, netice alamayınca işi duâya kalmış, gibi konuşacaktır. Unutulmamalıdır ki, dili veren Allah (cc) olduğu gibi, eli veren de odur.
En te’sîrli duâlardan birisi de, kulun, istenilen şeyin gereklerini yerine getirme duâsıdır ki, buna fiilî duâ denilir. Eğer insan bu noktada bazı şeyleri eksik bırakıyorsa, duâsı da hep eksik olacaktır. Sonra da güya son ana kadar her şeyi kendisi yapmış da, netice alamayınca işi duâya kalmış, gibi konuşacaktır. Unutulmamalıdır ki, dili veren Allah (cc) olduğu gibi, eli veren de odur.
Labels:
Allah,
dua,
fiili dua,
Hazreti Muhammed,
irfan mektebi,
peygamber efendimiz,
sav
Gözlerime İnanamadım.
Kâinatı Elinde Tutamayan, Zerreyi Halkedemez
Tesbih gibi nazmeyleyip kaldıracak; arzımızı, şümûsu, nücumu, hasra gelmez
Şu fezânın başına hem sinesine takacak öyle kuvvetli ele bir kimse mâlik olmasa
Dünyada hiçbir şeyde dâva-yı halk edip, iddia-yı îcad edemez.
--
Tesbih gibi nazmeyleyip kaldıracak; arzımızı, şümûsu, nücumu, hasra gelmez
Şu fezânın başına hem sinesine takacak öyle kuvvetli ele bir kimse mâlik olmasa
Dünyada hiçbir şeyde dâva-yı halk edip, iddia-yı îcad edemez.
--
Bilinen en büyük yıldızın çapı 2.800.000.000 km civarındadır.
Bu yıldızın büyüklüğünü anlamamız için uzaybilimciler şöyle bir bilgi veriyor.
900 km hızla uçan bir yolcu uçağının bu yıldızın çevresini bir sadece bir kez dolaşacak olsa 1100 (bin yüz) yıl sürerdi. Bu yıldız ise galaksimizi oluşturan trilyonlarca noktacıktan sadece birisi. Ve bizim galaksimizin haricinde yüz milyarlarca da galaksi olduğu düşünüldüğünde hayran kalmamak elde değil.
Geçenlerde bir videoya denk geldim, kainatın keşfedilen kısmından bir küçük bölümünü kameraya almışlar. Dünyaya nisbeten diğer gezegenleri ve bazı yıldızları gösteriyor. Tesbih tanesi gibi sıralanan bu gezegenlerin boyutunu görünce hayrete düştüm. Sübhanallah dedim. Bugün de Lemaat'ten okuduğum yer videoyla aynı şeyleri anlatıyordu. İkisinin birbini anlattığını gördüm ve sizinle paylaşmak istedim. Videoya baktıktan sonra dizeleri okuyun ve şöyle bir tefekkür edin...
Labels:
Allah,
gezegenler,
intizam,
kainat,
Kuran,
lemaat,
risale-i nur,
sözler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


