anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annesini sırtında taşısa yine azdır
Hz. Ömer (ra) ile Hz. Ali (ra) Efendilerimiz Ka‘be’yi tavaftan çıktıkları sırada annesini sırtında taşıyan bir bedevî (göçebe) gördüler.
Bedevî, bir yandan annesini taşıyor, bir yandan da şu şiiri okuyordu:
“Ben sırtımdakinin serkeşlik yapıp ürkmeyen bineğiyim. Diğer bütün binekler ürküp kaçsalar da ben ne ürker ve ne de kaçarım. Onun beni karnında taşıması ve emzirmesi ise benim yaptığımdan çok daha zahmetliydi. Ey Allahım! Emret; senin hizmetindeyim." (Lebbeyk! Allahümme lebbeyk!)
Adamın bu hâlini gören Hz. Ali (ra), Hz. Ömer Efendimize dönerek,
“Ey Hafsânın babası! Bu adamla birlikte bir daha tavâf yapalım. Umulur ki bu kez rahmet inecek ve hepimizi kaplayacaktır” dedi. Ve bedevî, sırtında annesiyle birlikte yaptığı tavâf boyunca bu şiiri okumayı sürdürdü.
Bu arada Hz. Ali de ona karşılık olmak üzere, “Şunu bil ki Allah Teâlâ senin, annene gösterdiğin bu vefadan çok daha vefâlıdır. Bunun için de senin azına çok büyük mükâfatlar verecektir” şiirini okuyordu.
Labels:
anne,
anne sevgisi,
anneler günü
Anneciğim seni çok seviyorum
Bize dilimizi, dinimizi, herşeyimizi öğreten annelerimiz…
Bizim için gece gündüz demeyen fedakar annelerimiz. Bu yazıyı okurken biraz özeleştiri yapacağız, biraz düşüneceğiz, hepsinden öte biraz kendimizi yargılayacağız. Acaba bizlere hep güzeli mi öğretiyorlar? Bize her zaman iyilik mi yapıyorlar? Yoksa bizim istikbalimizi mi karartıyorlar. Bizi kendine güvensiz, silik karakterli, zayıf insanlar mı yapıyorlar? Bir anne bunları yapar mı demeyin! Yapabilir fakat yaptığının farkına varmaz, hatta onu yaparken kendine göre mükemmel gerekçeleri de vardır. Bunu sorgulamamıza neden olan olayı sizinle paylaşacağız. Sizden ricam, okurken kendinizi aşağıda anlatacağımız o çocukların yerine koymanız. Lütfen o yaşlara gidin ve o anı yaşamaya çalışın.
Bir ilim meclisinde öğrencilerimden bir grup ile konuşuyor, dertleşiyorduk. Ailelerimizden, ana baba hakkından bahsediyor, onlara nasıl davranmamız gerektiğini anlatıyorduk. Annelerimizin çok kıymetli olduğunu konuştuk. Cennet anaların ayağı altındadır, onlar fedakardırlar, şefkatlidirler. Bizim senelerce en küçük ihtiyacımızı bile hiç iğrenmeden, öf demeden karşılayan annelerimizin bizlere sevgi ve enerji verdiğini söylüyorduk. Konuştuk da konuştuk. Hakikaten ne kadar teşekkür etsek azdı onlara. Öyle bir hava oluşmuştu ki sanki annelerimizin o tatlı sıcaklığını hissetmiş, hadislerdeki gibi annemize derin bir sevgi hissetmiştik yeniden. Bu güzel havanın ardından,
Bizim için gece gündüz demeyen fedakar annelerimiz. Bu yazıyı okurken biraz özeleştiri yapacağız, biraz düşüneceğiz, hepsinden öte biraz kendimizi yargılayacağız. Acaba bizlere hep güzeli mi öğretiyorlar? Bize her zaman iyilik mi yapıyorlar? Yoksa bizim istikbalimizi mi karartıyorlar. Bizi kendine güvensiz, silik karakterli, zayıf insanlar mı yapıyorlar? Bir anne bunları yapar mı demeyin! Yapabilir fakat yaptığının farkına varmaz, hatta onu yaparken kendine göre mükemmel gerekçeleri de vardır. Bunu sorgulamamıza neden olan olayı sizinle paylaşacağız. Sizden ricam, okurken kendinizi aşağıda anlatacağımız o çocukların yerine koymanız. Lütfen o yaşlara gidin ve o anı yaşamaya çalışın.
Bir ilim meclisinde öğrencilerimden bir grup ile konuşuyor, dertleşiyorduk. Ailelerimizden, ana baba hakkından bahsediyor, onlara nasıl davranmamız gerektiğini anlatıyorduk. Annelerimizin çok kıymetli olduğunu konuştuk. Cennet anaların ayağı altındadır, onlar fedakardırlar, şefkatlidirler. Bizim senelerce en küçük ihtiyacımızı bile hiç iğrenmeden, öf demeden karşılayan annelerimizin bizlere sevgi ve enerji verdiğini söylüyorduk. Konuştuk da konuştuk. Hakikaten ne kadar teşekkür etsek azdı onlara. Öyle bir hava oluşmuştu ki sanki annelerimizin o tatlı sıcaklığını hissetmiş, hadislerdeki gibi annemize derin bir sevgi hissetmiştik yeniden. Bu güzel havanın ardından,
Labels:
aile,
anne,
cennet anaların ayağı altındadır,
sevgi,
toplum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

