Morali bozuktu Benjamin'in. Yüzünden düşen bin parçaydı. Yine hatırlamıştı o günleri. Aklına gelince derin bir hüzün kapladı içini, gözleri doldu dolacaktı. Yıllar önce büyük oğlu uyuşturucu işine bulaştıktan sonra vefat haberi ile yıkılmış, her şeyini küçük oğluna adamıştı. Tek yaşam kaynağı olan küçük oğlu ise ağabeyinden sonra çok sevgili babasını bir trafik kazasında terk etmiş ve babasını hüzne boğmuştu. Hayatta tutunacağı bir dalı, gurur duyacağı bir dayanağı olmadığını düşünen Ben*, artık İngiltere'de kalmak istemiyordu. Zaten genç yaşta emekli olmuş, yirmi yıldır sırf çocukları için para biriktiriyordu ki artık biriktirmesinin de anlamı kalmamıştı.
Dünyayı gezmeye karar verdi. Neresi olursa gidecekti. Önce Uzak Doğuya gitti, Japonya, Tayvan, Kore. Değişik kültürler, tatlar, insanlar deniycekti, belki unuttururlar ona diye. Olmadı.Pek çok ülkeye gitti, oralarda uzun vakit geçirmesine rağmen bir türlü aradığı huzuru bulamadı. Sonunda Yeni Zelanda'ya kardeşinin yanına gitmeye karar verdi. Belki yakınlarında tanıdığı birileri olması onu rahatlatırdı fakat maalesef yine bulamadı aradığını. Kardeşi Yakop ona vefat eden oğlunu
