Yeni yazılardan haberdar olmak isterseniz, buraya e-posta adresinizi yazınız.

Fetva Toplumundan TAKVA Toplumuna (Röportaj)

Helal Gıda Uzmanı Dr. Muhammed Mazhar Hüseyni ile Röportaj



Yüzlerce seminer ve konferans veren, on sekiz kitabı, onlarca makalesi, basılma aşamasında birkaç çalışması bulunan yazar Muhammed Mazhar Hüseyni geçtiğimiz günlerde GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Helal Gıda Konferansı için İstanbul'a geldi. Ziyaretin ardından Tevafuklu Kur'an-ı Kerim matbaasını görmek, Kur'an-ı Kerim çalışmalarını yerinde incelemek ve bir dizi görüşmelerde bulunmak için Anadolu'ya geçen Dr. Mazhar Hüseyni Bey ile dikkat çekici bir mülakat yaptık. İşte bu mülakatın satır araları:

Helal gıda ile ilgili bizimle neler paylaşmak istersiniz?

Helal gıdanın önemi gayet açık. Pekçokları tarafından söylendiği gibi, ne yiyorsanız osunuzdur. Laik bakış açısından ele alalım. Yediklerine dikkat etmelisin, çok yememelisin, sağlığın için çok şeker yememelisin yoksa şeker hastası olursun, çok yağlı yiyecek tüketmemelisin kalp hastası olursun vesaire vesaire. Bunlar bilinen gerçekler ve insanlar sağlıklı olmak için yediklerine dikkat etmeli. İslam da bu konuya önem veriyor. Hatta yeme içme ile ibadetin doğrudan alakası var. Allah-ü Teala Kur'an-ı Kerim'de "Biz insanları ve cinleri ancak bize ibadet etsinler diye yarattık" buyuruyor. İbadet etmek için yemek lazım gelir. İbadet deyince sadece namaz kılmak, oruç tutmak gibi düşünmeyin. Çalışma, okuma, evlenme vb. eğer yaptığımız şeyler Allah'ın emirlerine ve Peygamber (asm)'ın sünnetine uyuyorsa bunlar da ibadettir. Bildiğiniz gibi "İbadetlerin tacı duadır." İbadetlerimizden sonra da dua ederiz. Peygamber Efendimiz (asm) "Dualarınızın kabulü için helal yiyin" buyurmuş. Tam tersini düşünelim, eğer yedikleriniz haramsa dualarınız kabul olmaz. Yapılan ibadetler boşa gider. İşte bu yüzden helal gıda tüketmek ve helal kazanmak çok önemli. Helal gıda hassasiyeti ve alışkanlığı küçük yaşlarda başlatılmalıdır. Eğer hayır demeyi biliyorsanız, hayatta başarılı olursunuz. Çocuk yaştan itibaren çocuklara helale evet, harama hayır demek öğretilirse herşey çok kolay olur. Çocuk da haram olan birşeye hayır demeyi bilir. Annem babam söylediği için değil, Rabbim söylediği için yemiyorum der. Birkez Allah rızası için hayır demeyi öğrenirse, artık o başarı yoluna girmiş demektir.

Bazı hocaların piyasadaki toplu üretim ve satış yapan kola, gazlı içecekler ve türevlerine fetva verdiklerini biliyoruz. Buna ne diyorsunuz?

İçinde belli miktar alkol olduğu için bazı hocalar haram diyor, diğerleri de içindeki miktar azdır, mühim değildir diye fetva veriyorlar ve haram değildir diyorlar. Yapım sürecini gayet iyi biliyoruz ki alkol kullanılıyor. Alkolün azı da çoğu da haramdır velev ki birkaç damla olsun. Bunlara fetva verecek hocalar maalesef bulunur. Ümmet artık fetva toplumu olmaktan çıkmalı takva toplumu olmalıdır. Bu hocalara kalsa her şey için delil bir hadis, bir ayet bulurlar. Fetva bulmak değil, önemli olan takva üzere harekettir. Şüpheli olanı terk etmek gerektir.

Ben aynı zamanda beslenme ve gıda uzmanıyım ve bu içecekleri sağlıklı olmadıkları için de tavsiye etmiyorum. Kesinlikle içilmemeli. Amerika'da okullarda satılmaları yasaklandı. Bu sadece haramlık değil sağlık açısından da tehlikeli bir durum. İçerdiği tatlandırıcı şeker normalin en az otuz katı kadar şekerli. Normal bir şeker kullanılmıyor, mısır fruktozu kullanılıyor. Obezite, şeker hastalığı ve hatta kalp krizlerine sebep olabiliyor. Tamam diyelim ki helal olduğuna dair fetvayı aldık, böyle zararlı birşeyi içmek ne kadar doğru? Mesela bazı zehirler var. Tamamı bitkisel ürünlerden elde edilmiş ve helallik konusunda problem olmadığını düşünürsek, o zehri içer miyiz? Peki bu helal diye buna fetva verilir mi, helal sertifikası alabilir mi? Kur'anı-ı Kerim'de helallikle ilgili ayetlerin pek çoğunda tayyib (saf, temiz, duru, sağlıklı) kelimesi beraber zikrediliyor. Helal ve tayyib deniyor. Gıdanın hem helal olması hem de saflığı, temizliği, sağlıklı olup olmadığı nazara veriliyor. Genelde ikinci kısım atlanıyor. Helal sertifikası alan bir mal sağlıklı da olacaktır.

Helal gıda sertifikalandırma süreci hakkında ne diyorsunuz?

Helal sertifikalandırma bir şekilde aşılır. Ama burada önemli olan üreticilerin harama helale dikkat etmesi. Herşeyden önce yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede sahipleri ve ortakları Müslüman olduğu bilinen en büyük şirketler hakkında nasılsa bunlar Müslüman, malları da helaldir diye hiç şüphe edilmiyor. Oysa hazır gıdada, bisküvilerde, cips ve benzerlerinde hep katkı maddeleri kullanılıyor. Bunlar da daha ucuz olduğu için domuz yağı ve türevlerinden üretilenleri tercih ediliyor. Üreticiler hassas davranmıyorlar. Halk bunu öğrenmeli. Onun için bütün Türkiye'de şuurlandırma toplantıları yapılmalı. Halka özellikle de hanımlara anlatılmalı. Biz 30 yıl önce böyle başlamıştık.

İçeriğinin şüpheli olduğunu düşündüğümüz ürünler hakkında ne yapmalıyız?

Yememelisiniz. Helal belli haram belli, şüpheli olandan kaçının. Eğer üretici firma bir açıklama yapmıyorsa şüphelidir. Açıklamalarında yanlışlık veya eksiklik olduğunu düşünüyorsanız, labarutavara gönderirsiniz, içindeki katkı maddesi ortaya çıkar. Firmalar paraya bakar. Kaybedeceklerini anladıkları anda politika değiştirirler. Tüketici baskı grupları oluşturulursa para kaybetmemek için ürünle ilgili değişikliğe gideceklerdir. Yüzlerce şikayet mektubunu aynı anda alan hiçbir üretici buna tepkisiz kalamaz. Üreticiye önce mektup yazılır. Ürünlerinizin içeriğinden emin değiliz, açıklayınız diye. Sonra gelecek cevaba göre az önce söylediğim yol izlenir.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Sizi tanıdığımıza çok memnun olduk. İstanbul'u gezdiniz, Kur'an-ı Kerim matbaasına da gittiniz, bazı görüşmeler yaptınız. Şikago'ya dönmeden yorumlarınız nelerdir? Bize duygularınızı anlatabilir misiniz?

Sağolun bu seçkin dergide bana da yer ayırdığınız ve bunları anlatma fırsatı verdiğiniz için onur duydum. Şu anda dünyanın en şanslı insanı benim. Bu seyahatimde hayatımda tanışabileceğim en üst düzey insanlarla tanıştım. Elhamdülillah Hayrat Vakfı çalışmalarını görme imkanını buldum. Bediüzzaman Hazretleri'ni tanıdım ve yıllar önce başlattığı bu hizmeti gördüm. Onun arkasından hizmetinin aynen devam etmesi ve merkezinde Kur'an-ı Kerim'in olması çok güzel. Sünnet-i seniyeye itaat noktasında hassassınız. Sizlerin amacınızın binalar dikmek olmadığını, alem-i İslam'a adam yetiştirmek olduğunu gördüm. Binlerce gönüllünün İslam için çalışması beni çok etkiledi doğrusu. Dünyada pek çok İslam ülkesini gezdim. Böylesini görmedim. İnşallah birlikteliğimiz ve projelerimiz uzun vadeli olarak devam edecek. Ben Türkiye'de Üstadımızın ne kadar mühim ve büyük bir hareketin mimarı olduğunu gördüm. Risale-i Nur'un anlatım tarzı çok ikna edici. Risale-i Nur'u araştırıp hakikatlerini daha da öğreneceğim. Türkiye'de helal gıdaya bu kadar dikkat eden bir topluluğu görmek ben çok mutlu etti. Bunca genç arkadaşın bu yaşlarında böyle kahramanca gönüllü olarak hizmet etmeleri kolay değil. Beslendikleri kaynağın ne kadar sağlam olduğunu isbat ediyor. Kur'an ve hadislerle ve Risale-i Nur tefsiriyle yetişen nesillerin gelecek vaad ettiğini gördüm. Sevindim. Batı dünyasının Üstad'a ihtiyacı var. Bir daha Türkiye'ye gelmek için can atıyorum. İnşaallah Bediüzzaman ve Risale-i Nur Sempozyumu'na gelmeyi planlıyorum. Herşey için çok teşekkür ederim.

www.irfanmektebi.com'dan alınmıştır.
01.06.2009 Röportaj - Hamza Berat



LinkWithin

Related Posts with Thumbnails